bir erkek sabahı.
uyanır uyanmaz pencereye koşup o azonun tadını almayı seviyorum. evet bence bir tadı var. hafif ağzımın içini yakıyor gibi o oksijen. sabahın havası geceye benzemiyor. daha keskin, daha serin, daha boş ve mavi. sanki dünya henüz kullanılmamış jelatini yeni açılmış. ilk dokunan benmişim gibi. erken kalkmayı bir ara fazla ciddiye aldım. sanki sabahın erken saatleri bir kulüp, kapıda fedailer var, geç kalanları içeri almıyorlar. uyanamazsan vasat kalıyorsun. uyanırsan dünya seni bekliyor. sabah 5’te uyanan adamın hayatı otomatik olarak daha anlamlıymış gibi bir yalan var. sanki güneş doğarken kalkınca karakter puanı artıyor. bir sabah aynaya baktım. yüzüm şiş, gözüm yarı kapalı. ‘büyük adam’ gibi durmuyorum. daha çok yanlış alarm kurmuş birine benziyorum. insan bazen kendini motive etmiyor, azarlar gibi oluyor. niye kalkamıyorsun, bak millet çoktan üretmeye başladı falan. kim o millet bilmiyorum. kim bu sabah 6’da finansal özgürlüğe ulaşan insanlar. sonra aklıma dedem geliyor. gün...