bugün birbirimizi düzeltmeyeceğiz.
son zamanlarda acelem yok. sabah uyanınca pencerenin perdesi nasıl duruyorsa, gün de öyle dursun istiyorum. biraz yamuk, biraz ışık alan. her şeyi hizalamaya çalışmıyorum artık. masa dağınıksa da duruyor, ben de. sanki dünya ile aramızda sessiz bir anlaşma var: bugün birbirimizi düzeltmeyeceğiz. evin içinde dolaşırken bazen durup bir sandalyeye bakıyorum. biri az önce kalkmış gibi. oturuşu hâlâ üstünde duruyor ama kimse yok. o boşluk rahatsız etmiyor beni. aksine, iyi geliyor. demek ki her şey dolu olmak zorunda değil. demek ki bazı yerler, sadece hatırlamak için bırakılıyor. büyürken hep güçlü olmamız gerektiği söylendi. sesi kalın, kararları net. oysa ben en çok omuzlarım düştüğünde kendime benziyorum. konuşmak istemediğim, cevap yetiştirmediğim anlarda. güçlü olmamak bir zayıflık değil bazen. sadece yükü yere bırakmak. insan yükü yere koyunca, etrafına bakabiliyor ilk defa. çok büyük hayallerim olmadı. ama küçük şeyleri uzun uzun sevdim. öğleden sonra değişen ışığı, akşamüstü uzay...